“Hiçbir şey. Kendilerini… Hayatlarında olan bitenleri… İçlerinde artık tutamadıkları, can yakan sırları… Ya korkudan ya da artık ölüp kimseye anlatamayacaklar diye.”
İngiliz edebiyat eleştirmeni Julian Symons’a göre, 1884 yılında yazılmış olan roman sadece dedektif türünün parlak bir örneği değil, aynı zamanda yenilikçi bir çalışmadır. Symons, Agatha Christie’nin Çehov’un bu romanda başvurduğu tekniği 1926’da yazdığı bir eserinde uyguladığını vurgular.
‘Küçelere Su Serpmişem’in çevirdiğiniz her sayfasında yormayan, kolay okunan bir kültür hazinesi karşılayacak sizleri; çekinmeden girin o sayfalardan içeri, çok şeyler öğreneceksiniz; insani erdemi, coşkuyu, acıyı ve hüznü bulacaksınız kitabın her sayfasında.
“Romanı okumam az önce bitti. Saat sabahın dördü… “Bozkurtlar” romanından sonra beni en çok etkileyen kitaplardan birisi “Nisan Ağlar Mayısa”.
Hasan Sağındık
Sanatçı
Nihayet bu gece Merv’den, kaderinin şehrinden ayrılıyor, hilafetin hududunu terk ediyordu. En büyük arzusu içinde kalıyordu. Onu tahta çıkaran Horasan’la vedalaşıyordu. Ve ikinci kez ona meydan okuyan cihan şehri Bağdat’ın üzerine gidiyordu.
Azerbaycan edebiyatının güçlü kalemlerinden Mir Celal Paşayev tarafından Bir Gencin Manifestosu’nda romanlaştırılmıştır. Azerbaycan klasikleri içinde de kendisine itibarlı bir yer edinen bu roman, 1968 yılında Cumhuriyet ödülüne layık görülerek değerliliğini ispat etmiştir.
O da uzun uzadıya avcılığından, hünerinden, dört ayıyı bir günde öldürdüğünden, gece vakti darı tarlasında atmaca ve bıldırcın avladığından, silahsız giderken yolda yüz tilki gördüğünden bahseder ve bunun gibi sohbetler edip zamanın hoş geçmesini sağlar. Bu da kaydedilmelidir ki avcı Kasım’ın uydurma sohbetleri sadece ava dairdir. Kasım diğer konularda yalan söylemez.