| Yazar | |
|---|---|
| Tür | |
| Sayfa Sayısı | 472 |
| Basım Tarihi | 2014 |
| Yazar | |
|---|---|
| Tür | |
| Sayfa Sayısı | 472 |
| Basım Tarihi | 2014 |
Tüm Siparişlerinizde
%100 Güvenli Ödeme
14 Gün İçinde
1 Gün İçerisinde Destek
Azerbaycan dramaturg, şair, yazar, senaryo yazarı, yönetmen.
Genç yaşta hayatına veda etmesine rağmen Lirik ve Satirik şiirleri, hikayeleri ve dram eserleri ile
Azerbaycan tiyatro sanatının gelişmesinde büyük hizmeti olmuştur.
Çocuklar yürek yakan bir sesle ağlıyor: “Anacığım, ölme!” deyip hıçkırıyorlardı. Ana gayri ihtiyari yavrularının yüzüne bakıp ağlamak istese de takati yetmiyordu. Yavaş yavaş gücünü kaybediyordu. Son nefesinde biçare ana tüm gücünü toplayıp kollarını açtı, yavrularını kucaklayıp öptü ve zayıf bir sesle dedi: “Yavrularım ben ölüyorum. Birbirinizden sahip çıkın. Öyle bir adam yok ki, sizi ona emanet edeyim. Aslan, sen onlardan yine biraz büyüksün, umudum sendedir. Aslan, oğlum, bari sen yavrularıma sahip çık. Allah’ım, üç yetim yavrumu sana emanet edip gidiyorum. Canım yavrularım!”
Bu hikâyelerde “Mesleğimin profesörüyüm” diyen bir öğretmenin haşarı bir öğrencisi karşısındaki acziyetini, yılın dokuz ayını merdiven tepelerinde zeytin ve meyve toplayarak ve ağaç budayarak geçiren çiftçilerin çilesini, ergenlik çağına girmek üzere olan bir kız çocuğunun kadın – erkek ayrımı karşısındaki travmasını, acemi bir pazarcının gülünç macerasını, Orhangazi ve İznik ovalarında zeytin yetiştiren bir çiftçinin ibretlik hayat mücadelesini, banka kredisiyle ev alıp da borca gark olan bir emeklinin telaş ve endişesini, kitap sevgisinin insan hayatına katkısını okuyacak ve kahramanlarla birlikte bazen ağlayacak bazen de güleceksiniz.
Celil Memmedguluzade, ”Danabaş köyünün hikayeleri” ile toplumun çürümüş inançlarını cesurca dile getirmiş halkın kaderine boyun eğmesinin aslında onları sömürenlerin işine yaradığını dramatize ederek temiz ve akıcı bir üslupla anlatmıştır.
Umutların Vatanı, savaşa doğrudan tanık olanları, savaşanları ve savaşı dışarıdan seyredenleri, sevgiliden uzak geçen yılları, samimi sevdaları, en çok da vatan aşkını anlatan sarsıcı gerçeklerin, sarılacak yaraların yer aldığı bir roman.
Bu kitapta yazarın öykü tadındaki denemelerini okuyacak, ilginç ve faydalı bilgiler edinecek, aynı zamanda anlatımdaki akıcılıktan ve canlılıktan keyif alacaksınız.
Mezopotamya’da güvercinleri kutsal sayarlar, çünkü ayakları nemli toprakta çivi yazılarına benzer izler bırakan bu kuşların Tanrı’nın elçisi olduğuna inanırlardı. Mezopotamyalılar, bu tuhaf, anlaşılmaz ayak izlerini; işaretleri çözebilseler, o zaman Tanrı’nın ne düşündüğünü anlayacaklarını zannederlerdi.
Nizamettin Uca’nın “Nizamice Öyküler” başlıklı kitabı ikinci gruptandır. Redaksiyon esnasında genel yayın müdürü “Müellifle sözleşmeyi feshettik,” deseydi şüphesiz ki elimdeki öykü dosyasını sonuna kadar okurdum; hem de zevkle… Zevkle diyorum çünkü Nizamettin Uca, sade ve yapmacıksız bir dille; açık, akıcı ve canlı bir üslupla, içine merak unsuru da katarak güzel öyküler yazmış.
